KAPADOKYA’DA YAPILACAK 10 ŞEY

Kapadokya’ya gidip de yapılmadan dönmemesi gereken şeyler var. İçinizde kalır benden söylemesi. Ben hepsini teeek teeek yaptığım için rahat bir uyku uyuyabiliyorum:-)

1034

kapadokya

  1. Balona binmek

Eğer Kapadokya’ya gidiyorsanız mutlaka ama mutlaka balona binmelisiniz. Yeri geliyorsa en ucuzundan bir otelde kalın ama balona binmek tatil bütçenizdeki önceliklerin en başında olmalı! Peri bacalarının arasında gezerken de insanı büyüleyen bu coğrafyayı gökyüzünde görmenin zevkini mutlaka yaşamalısınız. Pek çok balon firmasının hizmet verdiği Kapadokya’da Balona binmenin fiyat aralıkları da firmadan firmaya farklılık gösteriyor. Bazı firmalarda 6 yaşa kadar çocukların ücretsiz olarak bindiği balonlarda 7 yaştan sonra 12 yaşa kadar çocuklar %50 indirimle balonda uçma keyfini yaşayabiliyorlar. Çocuk politikaları her balon firmasında farklılık gösteriyor, rezervasyon yaptırırken konuşmakta fayda var. Sabah erken saatte kalkıp, oksijene doymak gibisi yoktur. Üstünüze kalın bir şeyler giyip, fotoğraf makinanızı yanınıza almayı unutmayın:-)

952

kapadokyada balon

Ben, Universal Balloon ile bu muhteşem keyfi yaşadım. Sabah 3:45 gibi kaldığınız otelden sizi alıp, ofislerinde kahvaltı yapmaya götürüyorlar. Hafif bir kahvaltı ve çay sayesinde ayıldıktan sonra, rüzgarın durumuna göre her gün değişen kalkış yerlerine servislerle götürüyorlar. Hani üstünüze kalın bir şeyler giyin dedim ya; işte dananın kuyruğunun koptuğu yer servisten indiğiniz anda suratınıza vuran acı bir rüzgar oluyor. Çenemin zangırdadığını hissettim. Balonlar hazırlandıktan sonra bindiğinizde, gazın sıcağıyla tüm bu iç titremesi son buluyor ve içinizi inanılmaz bir heyecan kaplıyor.

Yavaş yavaş, yükselmeden, peri bacalarına neredeyse dokunurcasına yaptığınız gezi daha sonra siz manzaranın büyüsüne ve güneşin doğuşuna kendinizi kaptırmışken yaklaşık 1000 metre civarında devam ediyor. İnanılmaz bir keyif, müthiş bir deneyim. Yere indiğinizde hemen her şey bitiyor sanmayın. Ufak bir sertifika töreni düzenliyorlar! Güneşin doğuşunu izleyeceğiniz, yavaş yavaş yükselerek Uçhisar ve Göreme bölgesindeki tüm ayrıntıları havadan görebileceğiniz, gökyüzünün her renginin peri bacalarının üstüne vuruşuna tanık olabileceğiniz bu anı yaşamadan Kapadokya’dan dönmeyin.

860

KAPADOKYA

2. Dalton Brothers At çiftliğinde Peri bacaları arasında safari yapmak

Daha önce at safarisi yapmışlığım, eşekle Küçük Gezgin ile birlikte Rodos’ta Lindos Kalesine çıkmışlığım da vardır. Ama, Peri bacalarının arasında at safari yapmak bambaşka bir zevk onu belirtmeden geçemem. Dalton Brothers At Çiftliği, pek çoğu yılkı atı olan harika atların evcilleştirilmiş olduğu bir çiftlik. Sessizliğin içinde sadece at nallarının sesini duyabileceğiniz bu harika safarinin her anı huzur dolu. Sanki bir Vahşi Batı filminin içinde geziyormuşcasına bir his kaplamadı değil içimi. Rüzgarın ortada savurduğu çalılar, hafif kalkan bir toz, sessizlik ve at nalı sesleri. Bir de ıslık olsaydı fonda tam olurdu:-)

Bindiğiniz atların oldukça sakin olması da insana huzur veriyor. Onların bu sakinliği ve huzuru aslında çiftliğin sahibi Ekrem’den kaynaklanıyor.  “Atlara Fısıldayan Adam” olarak da anılan Ekrem, bu ismi fazlasıyla hak ediyor. Onun atlarıyla olan ilişkisi şaşılacak düzeyde sevgi dolu. Atları sevgiye boğan Ekrem’in hayat hikayesi de bir o kadar ilgi çekici. Dünyanın en ünlü Gezi Rehberi olan Lonely Planet’e tam sayfa konu olan, Nuri Bilge Ceylan’ın “Kış Uykusu” filminde oynayan Ekrem, bir o kadar da mütevazi ve hoş sohbet bir insan. Nicholas Cage’in “Hayalet Sürücü” filmi için onun arazisini tercih etmiş olduğu çiftliğin sahibi Ekrem’in hikayeleri ve yaptığım safarinin huzuru günlerce benim dost sohbetlerime konu oldu. Öylesine derin bir iz bıraktı bende.

Orman içinde, deniz kenarında at safarisini her yerde yapabilirsiniz ama Peri Bacalarının arasında safari yapabileceğiniz tek coğrafya Kapadokya! Bu keyif kaçmaz, benden söylemesi! Hele bir de dolunay safarileri var ki, eğer denk gelirseniz hiç kaçırmayın derim!!! Göreme Açık Hava Müzesine giderken, ünlü nazar boncuğu ağacının hemen altında yer alan çiftliğe gittiğinizde gördüğünüz pek çok atın yılın belli dönemlerinde dağlardan toplanmış vahşi atlar olduğuna inanamayacaksınız. Bir de böyle bir at üstünde safari yaptığınızı düşünün… Bence düşünmeyin, gidin ve yapın 🙂

1285

Dalton Brothers

3. Açık Hava Müzelerini Gezmek

Kapadokya Bölgesinin en önemli değerleri Ihlara Vadisi, Zelve Açık Hava Müzesi, Göreme Açık Hava Müzesi gibi girdiğinizde kendinizi kaybedeceğiniz yerler. Evet, sıcakta başınıza biraz güneş geçiyor. Ben patikaların hepsini tamamlayamadım Temmuz sıcağının altında. Ama, müzelerin en görülmesi gereken yerlerini listeleyip nokta atışı yaptım. Kiliseler, yaşam alanları, doğanın sunduğu bu harika oluşuma insanoğlunun yerleşme şekli çok büyüleyici. Hep birbirine benziyormuş gibi görünen ama hepsi birbirinden farklı dokular aslında. Dışarıdan doğal oluşumları birbirine çok benzese de, kiliselere ya da yaşam alanlarına girdiğinizde hepsinin aslında ne kadar farklı olduğunu fark ediyorsunuz.

Kafanızı kaldırın ve güvercin yuvalarına bakın mesela. Yüzyıllar önce gübre üretmek amacıyla yapılmış olan ve peri bacalarının en tepesine açılmış boşluklarda beslenen güvercin yuvalarının bazılarının hala aktif olduğunu görmek mümkün. Peri bacalarının şekillerini incelerken, ufacık kilisedeki duvar resimleri, mezarlardaki iskeletler ve yüzyıllarca bırakılan her izin sizi şaşırtmasına izin verin mesela… Dört duvarlar arasındaki müzelerde değil, kendi coğrafyasında, kendi yerinde yaşanmışlıkları görmenin keyfini çıkarın!

4. Yeraltı şehirlerinde insanların bir zamanlar nasıl yaşadığını anlamak için neredeyse çömelerek gezmek

Yörede yer alan yer altı şehirleri, binlerce yıl insanlara ev sahipliği yapmış. Kendi içinde halkın ekonomik düzeyine göre katmanlara ayrılmış, içinde ahırlardan, erzak depolarına, havalandırma boşluklarından, şaraphaneye, yaşam alanlarına ve kiliseye kadar her şeyi barındırıyor. Kaymaklı Türkiye’nin en büyük yer altı şehri. Dikey olarak şekillenmiş olan bu şehrin aksine Derinkuyu yatay olarak şekillenmiş. İkisi de birbirine benziyor gibi gözükse de detaylarda farklılık gösteriyor. Bana Derinkuyu yer altı şehri, yatay şekillenmesinden dolayı daha anlaşılır geldi. Savaşın, zulmün insanları güneşe hasret bir hayat sürmek zorunda bıraktığu bu  şehirler, Kapadokya’nın en önemli, görülmezse olmaz değerindeki yerler.

5. Saç Müzesine gitmek

“O da nee!!!” dediğinizi duyar gibiyim. Ben de duyduğumda aynı tepkiyi verdim. Hatta görmek isteyip istemediğimden tam olarak emin değildim ki; internet sağ olsun hemen kısa bir araştırma yaptım ve “görmezsem olmaz” listeme ekleyiverdim. Müzenin ilginç hikayesi benim doğduğum yıl olan 1979 yılında başlıyor. Avanos’taki Chez Galip Çömlek Atölyesinin sahibi, Fransız bir kızcağız ile aşk yaşıyor ve 3 ay Türkiye’de kalan aşık, ülkesine dönmeden önce bir tutam saçını kesip hatıra olarak duvara asıyor. Aşk insana neler yaptırıyor?

Atölyeye çanak çömlek, seramik almak için gelen kadınlar saçın hikayesini duyup kendi saçlarından da bir tutam bırakmaya başlıyorlar. 37 senedir gelenek olarak devam eden bu durum Atölyenin neredeyse her yerini kaplamış durumda. Guiness Rekorlar kitabında yer alan bu müze aynı zamanda dünyanın en garip 6.müzesi. İletişim numaralarıyla birlikte saçını asan kadınlar arasından yılda 2 kez çekiliş yapılıp toplamda 20 kişiye Kapadokya tatili hediye ediyorlar. İçeride iletişim numaraları yazılı olduğu için fotoğraf çekmek yasak. İnternetten detaylı bakarsanız fotoğraflarını görmeniz mümkün ama ben gitmeden önce bakmadım. Bence siz de bakmayın. Oldukça ilginç ve görülmeye değer olan bu müze, doğrusunu söylemem gerekirse bugüne kadar benim gördüğüm en ilginç müzeydi. Avanos’a gitmişken bir uğrasanız mı acaba, ne dersiniz?

6. Çömlek Atölyesine gidip elinizi çamura bulamak

Eğer Avanos’a gidiyorsanız Çömlek Atölyelerinden birine isteseniz de istemeseniz de gireceksiniz! Ne de olsa “toprak seni çağırıyor”. İşte bu Çömlek Atölyelerinde birbirinden benzersiz, hepsi el yapımı harika eşyalar göreceksiniz ama isterseniz bir de kendiniz yapabilirsiniz. Sonuç nasıl çıkar bilmem ama çok eğlenceli, denemeye değer derim:)

7. Ev yapımı şarapların tadına varmak

Yerel şaraplar her zaman fabrikasyon şaraplardan daha özel gelmiştir bana. Bağcılık ve ev şaraplarıyla ünlü olan Kapadokya’da hemen hemen her ev kendi şarabını kendi üretiyor. Gittiğiniz restoran, kaldığınız otel hatta Çömlek atölyesinde bile tatma şansınız var. Ben beyaz şarabı sevdiğim için tadına bakmakla yetinmeyip 2 kadehi devirdim, yetmedi bir şişeyi de alıp yıldızların altında dostlarımla içtim.

8. Sabahın kör saatinde kalkıp güneşin doğuşunu ve balonların havada süzülüşünü izlemek

Balona binseniz de binmeseniz de, Kapadokya’da yapmanız gereken en önemli şeylerden biri de gün doğumunda balonları gökyüzünde izlemek. Ben bu keyfi iki kere yaşadım. Birisinde balonların kalkış yerlerine gittim ve oradan izledim bir de kaldığım otelin terasından izledim. Evet gün ağarmadan kargalarla beraber kalkıyorsunuz ama inanın değiyor. Otelde neredeyse herkes ayaktaydı. Balonların kalkış yerine gittiğimde iki tane gelinle damat bile düğün çekimi için oradaydı. Düşünün yani! Bu coğrafyada gün ağarmadan kalkıp balon keyfi yaşamak buranın geleneği olmuş; oysa bizim için bir nevi delilik:-)

14315870_1854644274755436_622237524_o

9. Mağara otelde kalmak

Eğer imkanınız varsa tabii ki mağara otellerden birinde kalın. Buraya kadar gelmişken bir de bu keyfi yaşayın. Oldukça lüks olanlardan, çok daha hesaplı olanlara kadar pek çok farklı keseye hitap eden mağara oteller yörede mevcut. Seçiminizi yaparken dikkat edeceğiniz en önemli ayrıntı, manzarası olsun derim! Benim konakladığım Millstone Cave Suites manzarasıyla beni büyüledi.

10. Testi kebabı ve Yöresel yemekleri Tatmak

Ben testi kebabını tarihi bir taş fırına sahip olan Flamin Marvellous Restaurant’ta yedim. üstüne de parmaklarımı yedim. Yöresel yemeklerin tadına ise, Göreme’nin dışındaki Babayan Köyünde yer alan bir köy restoranında yedim. Köyde yaşayan Ayşe’nin kendi elleriyle yaptıkları yemeklerin ünü yörenin dışına taşmış. Pek çok televizyon kanalı gelip çekim yapmış; yetmemiş pek çok ünlü bu mütevazi restorandaki lezzetine doyum olmayan yemekleri tatmış. Annemin turşusunun üstüne tanımam ama Ayşe’nin turşusu anneminkiyle yarışır! sarması, kuru fasulyesi, binbir zahmetle pişirilen sıcacık tandır ekmeği, kayısı tatlısı enfesti. İki restoranda rezervasyonla çalışıyor. Kapadokya’ya kadar gelmişken yöre yemeklerinin tadına bakmadan dönülür mü??? Bence dönmeyin! Bölgenin en özel yemeklerinden biri olan testi kebabı yeyip yöresel lezzetlerin de tadına bakarsanız, Kapadokya seyahatinden gönlünüz ve gözünüz bayram etmiş bir şekilde dönersiniz!

Kapadokya’ya geldiğimde benim ilk 10 listem bu oldu. Bakalım sizinki nasıl olacak?

GEZİYORUM ÖYLEYSE VARIM!

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

1 Cevap

  1. bozcaada dedi ki:

    Çok güzel Yazılar ve geziler paylaşıyorsunuz, bukadar güzel paylaşımlarınızı birgün bozcaada ile de süslemelisiniz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir