KÜÇÜK GEZGİN MALDİVLER/MALE’DE

MALEDE Tatil

Maldivler’de tatil maceramızın nasıl başladığına bir başka yazıda değindim. Gelelim Maldivler seyahatinde nereleri gördük, neler yaptık, neler hayal ediyorduk, neler yaşadık kısmına…

İzmir’den İstanbul’a Pegasus’la uçup, İstanbul’dan Qatar Havayolları ile Doha aktarmalı uçtuğumuz Male yolculuğunda hiç uyumadım desem yeridir. Yolculuklarda sevgilimin en çok sevdiği şey boş yer varsa hemen kaçmak ve doyasıya horul horul uyuyarak yolculuğun keyfini çıkarmaktır. Bir kez denedim sevgilimi Küçük Gezginle bırakmaya ama baktım yine uyuyor yine uyuyor: -)

Bu durumda bana düşenler şöyle oluyor; Çakıl ile resim yap, Çakıl ile oyun hamuru oyna, Çakıl’a kitap oku, Çakıl’a atıştırmalık bir şeyler ver, yemek zamanı yemeğini güzelce yemesini sağla, sohbet et, uyumaya ikna et, uyanmaya ikna et… Ayyy yazarken yoruldum resmen :- ) Bu uçaktaki iki koltuğa sıkıştırdığım koşuşturmada biraz şekerleme yapıp nefes alayım diye bir çizgi film izlemesine izin veriyorum ama uyumam ne mümkün, bu sefer de kulaklık taktığı için kahkahalarının tüm uçağın içinde duyulduğunun farkında değil şapşik! Arada bir dürtmek zorunda kalıyorum. Yani dostlar, uyku haram bana uzun yolculuklarda: -) Amerika yolculuğunda toplam 1 gün uyumamışlığım vardır uçakta:- )

Uyumadığım bu anlardan birinde hiçbir açıklama yapmadan bir kağıt dağıttılar. Bir giriş bir de çıkış formu içeren bu kağıtları doldurdum. Amerika’ya giderken uçakta doldurduğum formlar kadar detaylı değildi. Sadece pasaport numarası, uçuş numarası ve kalacağınız yeri soruyorlar. Buradaki püf nokta çıkış formunu da doldurmak çünkü ülkeden çıkarken onu da istiyorlar. Ben kaybettiğim için dönerken havaalanında tekrar doldurdum. Atla deve değil gerçi iki dakikanı alıyor ama ben yine de söyleyeyim. Ülkeye girişte bizden önceki çocuğun otel rezervasyonunu görmek istediler. O yüzden rezervasyon çıktısını yanınızda taşımakta fayda var.

Maldivler ilginç bir ülke. Ülkede 1200 ada bulunuyor. Uçakta pencere kenarında oturun ki bu adaların kuşbakışı görünüşünü izleyin. Tam bir renk cümbüşü, mavinin her tonunu göreceksiniz. Adaların nasıl oluştuğunu da anlayabileceğiniz büyüleyici bir görüntü. Bu adalardan sadece 280 civarı adada yerleşim var. Bunlardan da yaklaşık 90’ı sadece otellerin bulunduğu Resort Adalar. Her Resort Adada bir tane otel mevcut. Otelin sahilde tesisleri bulunduğu gibi, su üstü bungalovları da oluyor. Tekneyle gezerken yeni yapılmakta olan Resort Adaları da görünce insan şaşırmıyor değil.

Nereye baksanız Resort Ada! Kimisi inanılmaz lüks, kimisi daha “az” lüks. Feribotla giderken gördüğüm bir Resort Ada inanılmazdı mesela.Su üstü bungalovlarla karanın ulaşımı bile sadece teknelerle yapılıyordu ve su üstünde bulunan bungalov dediğimiz şey 5-6 odalı kocaman bir villa büyüklüğündeydi. Bu resort adalar dışındaki diğer adaların bazılarında ise sadece yerel halk yaşıyor ve hiç turistik tesis yok. Bazıları ise 2-3 yıldızlı otel ve konuk evleriyle kaplı. Kimisi çok turistik, kimi adalar ise hala turistik diyemeyeceğim ama bu yolda ilerleyen adalar. İşte bu yüzden tatilinizi iki şekilde değerlendirme şansınız var. Ya bir resort adaya gidip lüksün tadını çıkaracaksınız ya da yerel turistik bir adaya gidip tatilin keyfini çıkaracaksınız. Unutmadan söyleyeyim de, atlamamış olayım. Bir de Maldivler çok iyi bir dalış noktası olduğu için dalış tatili yapmanız da mümkün. Teknelerde konaklayıp farklı resifleri keşfetmeniz mümkün. Ben dalgıcım ama böyle bir tatil Çakıl ve sevgilim için çok sıkıcı olabileceğinden biz bu aşamanın üstünü direkt sildik bile!

Gökyüzünden Maldivler

Maldivler, fotoğraflarda görünen o enfes sahilleri ve otelleriyle ünlü bir ada ama şeriatla yönetildiği için ülkeye alkol sokmak, ülkede alkol satmak ve alkol kullanmak yasak. Sadece Resort Adalarda (yani lüks otellerin olduğu adalarda ) alkol kullanımı serbest. Male, Hulhumale ve diğer adalarda ise alkol kesinlikle yasak. Havaalanında sıkı kontroller olduğunu okumuştum ama biz denk gelmedik. Ya bizim uçaktakiler çok şanslıydı ya da eskisi kadar çok kontrol yoktu bilemedim. Mis gibi ortam, sıcacık güneş, bembeyaz kumlar, bir kadeh bir şey içmeden duramam diyorsanız, şansınızı deneyin ve kokusuz bir içki şişesini valize sokuşturuverin, en fazla götürdüğünüz şişeye el koyarlar. Biz çocuk varken içki pek tüketmediğimiz için yanımızda götürmedik ama götürseymişiz çok rahatlıkla ülkeye sokabilirmişiz!

Maldivlere giderken montlarımızı çantaların içine sıkıştırmıştık ama havaalanının kapısı açıldığında sıcaktan ölmemek için kıyafetlerimizin altına yazlık kıyafetler de giydik. Otele gitmek çok uzun sürmedi ama hazırlıklı olmasaymışız o kadar zamanda bile pişermişiz sıcaktan!

Bizim Maldivler programımız, 1 gece Male, 4 gece Maafushi, 3 gece Thulusdhoo ve 1 gece Hulhumale Adasında konaklama şeklindeydi…

Male-Maafushi-Thulusdhoo rotası

Bizim ilk durağımız Male oldu. Ben Male’ye mutlaka bir gün ayırmak istiyordum. Gideceğimiz ada olan Maafushi’ye Cuma günü feribot olmaması da ilk günü Male’ye ayırmamızı böylece sağlamış oldu. Ertesi gün de feribot 3’te olunca Male’yi bol bol gezme fırsatı yakalamış olduk. Havaalanından teknelerle Male’ye ulaşılıyor. En azından şimdilik! Gittiğinizde göreceksiniz ki iki adayı birbirine bağlayan bir köprü yapılıyor. Oldukça gereksiz bulduğum bu köprünün yüzlerce feribottan ekmek parası çıkaran yüzlerce insanı işsiz bırakacağı bir gerçek. Amaaan her yer beton olunca, arabalar vızır vızır dolaşınca sanki şu anki havası tamamen kaybolacakmış gibi geliyor insana!

Neyse, havaalanından çıkar çıkmaz 1 dolar verdik atladık feribota ve Male’ye geçtik. Male’de de taksiye atlayıp otele gittik. Kaldığımız otel klasik şehir otellerinden biriydi. Yani küçük, hiçbir özelliği olmayan ama şehrin göbeğinde. Öyle ucuz sanıyorsanız da baya yanılıyorsunuz. Male’de kaldığınız bu sıradan otellerin fiyatına bir gece Çeşme’deki bir otelde kalırsınız! Ama benim gibi illa ki Maldivlerin bilinmeyen yönlerini yaşamak istiyorum diye tutturursanız olacağı bu! Meslek hastalığı bir nevi benim ki. Sosyoloji okumanın getirdiği şey; gittiğim ülkede arka sokakları merak etme isteği…

Male’de transferler teknelerle yapılıyor

Kayıt yaparlarken hoş geldin içkisi diye hazır bir portakal suyu verdiler. Sevgilime “burada bile hazır meyve suyu sunuyorlarsa yazıklar olsun” dedim. Sen meyvenin anavatanına gel ve hazır portakal suyu iç. “Amma da abarttın be kadın” diyorsan, bunun sonucunu alerjik bir çocuk da şöyle anlatayım. Sonuç; yaklaşık 1 saat kusma ve kendine gelememe! Maldivler maceramız da böylece lavaboda başlamış oldu:- )

Küçük Gezginin midesini toparlayıp, valizleri yerleştirir yerleştirmez 50 faktör güneş kremlerimizi sürüp bembeyaz suratlarımızla attık kendimizi dışarıya. Maldivler’de şeriat geçerli olduğu için özellikle Male ve Hulhumale’de biraz derli toplu giyinmekte fayda var. Yani bloglarda abartıldığı gibi bir durum söz konusu değil elbette ama Antalya, İzmir şehir merkezinde bikiniyle dolaşamadığınız gibi burada da dolaşamıyorsunuz. Şortla, kısa etekle, askılıyla gezen turistler gördüm. Halkın da gözü turiste oldukça alıştığı için kimsenin yadırgadığı bir durum da yok aslında. Durum biraz sizin kişisel tercihinize de kalıyor ama üstünüzde bikini ve sahil elbisesiyle de inmeyiverin. Zaten bikiniyle denize girebileceğiniz bir yer de yok:- )) Ben, bir gün kısa kollu uzun bir elbise giydim, bir diğer gün ise askılı ve diz üstü bir elbise giydim. Kapalı falan giyinmenize gerek yok, bloglar biraz fazla abartmış yani!

Male, Maldivler’e dair gördüğünüz fotoğraflardaki hiçbir özelliği taşımayan bir ada. Maldivlerin başkenti olan bu ada, yüksek apartmanlarla çevrili, sokaklarında arabaların ama arabalardan çok motosikletlerin gezdiği, çok da temiz olduğunu söyleyemeyeceğim, oldukça kalabalık bir yer. Male, hem iş olanakları hem de üniversitesi olmasından dolayı diğer adalardan çok göç alıyor. Bu yüzden yerel halkın ufacık evlerde oldukça kalabalık bir nüfusla yaşadığını görüyorsun. Kiraların çok yüksek olması, maaşlarınsa düşük olmasından dolayı yerel halkın yaşam kalitelerinin Male’de ortalamanın altında olduğunu söyleyebilirim. Arka sokaklarda gezerken göreceğiniz evler ve yaşam oldukça zorlayıcı şartları barındırıyor! Kiralar çok yüksek olduğu, maaşlar da düşük olduğu için insanlar birden çok işte çalışmak zorunda kalıyorlar. 1 oda 1 salon evin kirasının 1000dolar civarında olduğunun altını birkaç kez çizip maaşların da 500,750, 1000 dolar gibi rakamların etrafında gezindiğini söyleyeyim de Male’de yaşam şartlarını anlamak biraz daha kolaylaşır belki.

Male’de gezerken kullanabileceğiniz tek toplu taşıma aracı taksiler. Adanın neresine giderseniz gidin 2dolar. Biz sadece ada değiştirmek için feribot iskelesine gideceğimiz zaman taksi kullandık. Onun dışında adanın bir ucundan diğer ucuna gitmek zaten yarım saat olduğu için her yere yürüyerek gittik.

Sokaklarında gezinmeye başladığımız ilk an bizi bir şaşkınlık kapladı tabii. Çünkü Male, Maldivler gibi değil. Burası ülkelerin başkentlerinin karmaşası ve koşturmasına sahip bir ada. 1200 Maldiv Adasının başkenti olmak öyle kolay değil! Bu ufacık adada o kadar çok kişi yaşıyor ki baya baya dünyanın en kalabalık şehirlerinden biri haline gelmiş. Sokaklarda bizim gibi avare avare gezen turist sayısı oldukça az. Sonuçta Maldivler’e gelenler bir günlerini Male’ye ayırmak istemiyorlar.

Sıcak tepemizde, gölgeyi takip ede ede gezinmeye başladığımızda, dükkanlar kapalıydı. Biz de dedik ki “vay arkadaş siesta yapmayan bir biz kaldık herhalde!” Tabii üstümüzdeki miskinliği atar atmaz dükkanların çalışma saatlerinin namaz saatleriyle doğru orantılı olduğunu fark ettik. Aslında dükkanların akşam geç saatlere kadar açık olduğunu ama gün içinde defalarca açılıp kapandığını fark ettiğimizde kendimize baya güldük! Biz dedik siesta, durum bağlandı namaza!

Male’de üniversitenin hemen yakınında yerel halkın ve daha çok öğrencilerin yemek yediği bir restorana girdiğimizde, İngilizce iletişim kurmakta biraz zorluk çekmiş olsak da asıl olay gelen yemeklerden sonra oldu! Arkadaş, nasıl yiyorsunuz bu kadar acıyı, insanın içi kavrulur yahu!!! Benim Küçük Gezgin Çakıl’ım, garibim, tavukların içlerini birazcık ayırdım da ancak onları yiyebildi! Masaya istediğim her şey zehir gibi acıydı. Çakıl masadan aç kalktı, biz ise dudaklarımız cayır cayır yanarak kalktık:- )

Bu deneyim bize şunu gösterdi ki her yerde, her siparişte “acısız” diye defalarca söylememiz gerekecek ve mümkünse Çakıl’a daha bilindik şeyler söylenecek… Belli ki Maldivler’de acıya doyacağız:- ) Maldivler mutfağı Hint ve Sri Lanka mutfağının karışımı, bol bol baharat, bol bol acı!!! Bol noodle, bol deniz ürünü, bol pilav… Ve tabii acı, acı, acı!!! Garanti ediyorum, Maldivler’de acıya doyacaksınız:- ) Ben sofradan her kalktığımda dudaklarım botokslanmış kıvamında gezdim birkaç saat. İnan botoks yaptırmaya hiç gerek yok, bu chillypaste dedikleri sostan yiyin birazcık, dudaklar iki katına çıkıveriyor zaten ahaha:- )

Balık tutma sevdası beni bitiren sevgilimin Male’de en çok görmek istediği yer Balık Pazarıydı. Buraya giderken gördüğümüz kapalı Pazar alanına ilk önce girdik tabii. Değişik meyvelerin tadına baktık. Kimini çok sevdik, kimini pek sevmedik. Hindistan cevizinden yapılıp, muz yaprağında kurutulan çerezlik tatlıya ise bayıldık. Fiyatların uygun olduğu pazardan çantamıza birkaç parça bir şey almayı ihmal etmedik.

Male’e yerel pazar

Biz balık pazarına gittiğimizde öğleden sonra olmuştu bile. Hala balık vardı yerlerde ama balık pazarlarının tadı sabahları çıkar tabii. O yüzden sevgilim çok zevk almadı bu geziden. Az balık, bol koku bizi pek tatmin etmedi. Ama ertesi sabah ilk işi uyanır uyanmaz pazara gitmek oldu:- ) Gözleri fal taşı gibi açılmış şekilde döndü odaya:- )

Male Balık Pazarı

Balık pazarından sonra rotamız Maldivlerin ünlü camisi ve İslami Merkezi olan Büyük Cuma Camii’si / Grand Friday Mosque&Islamic Centre’ı ziyaret etmek oldu. Avlusunun mermerlerle kaplı olduğu, insanların sanki camii avlusunda olduklarını unuttukları, ağaç gövdesinde sohbet etmek için oturdukları camii, altın rengi çatısıyla dikkat çeken bir yapı. Maldivlerde bulunan her camii gibi, Bu camiinin de kapı ve pencereleri sonuna kadar açık. Biz Çakılla mermer meydanında ağaçların yapraklarını toplayıp oyunlar kurarken, camiye giren çıkanları da gözlemledik. Maldivlerin tüm camileri gibi buranın da gösterişten uzak olduğunu söylemek mümkün.

Camiye çok yakın olan ana meydanlarında ise, bir süs havuzu dışında çok bir şey olmasa da, insanlar özellikle gençler bu bağımsızlık meydanında boş vakitlerini geçiriyor. Vakit geçirecekleri çok bir yer olmadığından Male’de burayı mesken tutmuşlar. Meydana giderken turist olduğunuzu bilen satıcılar, hem İngilizce hem Türkçe parçalayarak sizi hediyelik eşya dükkanlarına çekmek için resmen yarışıyorlar:- ) Biz, meraktan bir tanesinin peşine takılıp gittik. Dükkanın yarısı Çin malı ürünlerle kaplıydı ve onların çoğunu el yapımı diye satmaya çalışıyorlardı. “Hadi leeeen” dedim. Maldivlerin en önemli hediyelik eşyası ise köpek balığı dişlerinden yapılma kolyeler. Biz pek bir şey almadık ama pazarlık etmeden hiçbir şey almamak gerektiğini anlayacak kadar sohbet ettik adamlarla!

Bir sonraki durağımız ise artık açlıktan ölen Çakıl için “acısız” bir şeyler yiyebileceği bir yer oldu. O da şehrin en bilindik, en turistik ve popüler mekanlarından biri olan “City Garden” oldu. Male’nin ana caddesi Boduthakurufaanu Magu Caddesindeki restoranın terasında oturup, tekneleri izlerken, efil efil esen rüzgar eşliğinde ev yapımı hamburgerini yiyen garibim doydu da gezmeye devam edebildik! Deniz kenarındaki bu cadde, Male’nin en işlek caddelerinden biri. Başkanlık binası, parlamento binası hepsi bu cadde üzerinde sıralanmış. Boydan boya sahilde gezdiğinizde Male’de görmeniz gereken pek çok şeyi de görmüş oluyorsunuz aslında. Biz bu caddeyi boydan boya 3-4 kez gezdik galiba!

Bu cadde üzerinde Jetty adı verilen minik iskelelerden adalara giden hız feribotları kalkıyor. Taksilerin önünde dans ettiği iskeleleri görürseniz bilin ki onlar da havaalanına gidenler:- ) Bu caddeyi takip ettiğinizde Adanın öbür tarafında ise yeni yapılan harika bir plaj göreceksiniz. Male’ye en son yapılan bu plajdan sonda halk feribotlarının kalktığı feribot iskelesini görmek mümkün oluyor. Biz diğer adalar olan Maafushi ve Thulusdhoo’ya bu iskeleden halk feribotuyla gidip geldik. Adalar arası ulaşımda ya kişi başı en az 40dolar verip hız tekneleriyle ulaşımı sağlamak durumundasınız ya da 2dolar verip halk feribotunu kullanabilirsiniz. Tabii bu bizim gittiğimiz yerel adalar için geçerli.

Eğer lüks otellerin bulunduğu Resort Adalara gidiyorsanız oraya halk feribotu kalkmıyor caaanım ahahah:- ) Bu adalara ya hız teknesiyle ya da deniz uçağıyla gitmek durumundasınız. Feribot iskelesini geçtiğinizde ise Maldivler’in hapishanesini görüyorsunuz. Maldivler’in tek hapishanesi burada değil elbet. Yerel adaların bazılarında da hapishane gördük ama yerel adalardaki suç oranı hem çok düşük hem de suçlar daha hafif. Ama hapishane yerel adalarda ciddi bir iş imkanı yaratmış orası bir gerçek. Balıkçı olmayan, otellerde çalışmayan pek çok erkek hapishanelerde çalışıyor.

Male’de halk feribotu

Male’de Cuma günü bulunuyor olmanın kaymağını da yedik. Meğer Cuma günü halk için bir nevi bayram günü gibiymiş. Geç saatlere kadar açık olan restoranlar ve dükkanlardan dolayı tüm halk sokaklara döküldü. Geç saatlere kadar çoluk çocuk herkes meydanlardaydı. Biz sahil kenarındaki meydanda olmayı tercih ettik. Hem Çakıl deniz kenarında kumlarda vakit geçirmiş oldu, hem de meydandaki çocuklarla vakit geçirme şansını yakaladı.

Evet, Maldivler’de kadınların Resort Adalar ve diğer adalarda bulunan Bikini Beach’ler dışındaki plajlarda mayo ve bikini ile denize girmeleri yasak. Male, turistik bir ada değil. Bu yüzden de modern birkaç tane plajı olsa da, hiç biri bikini beach değil. Male’de biz denize girmedik. Gerçi bu kadar kalabalık bir şehrin denizine Bikini Beach olsa bile girmezdim diye düşünüyorum ama…

Male’nin yeni plajı

Male’de çok bilindik, modern dükkanlar yok. Daha çok bildiğiniz esnaf dükkanları görmek mümkün. Pek çoğunda da ne ararsan var misali! O yüzden Maldivlere kadar geldim valizimi doldurup döneyim hayaliniz olmasın :- ) Ayrıca fiyatların hiç de ucuz olmadığı bir gerçek. Male, hem yeme içme hem de satılan ürünler açısından pahalı bir şehir. Kendi para birimleriyle de dolarla da alışveriş yapabiliyorsunuz ama dolar verirseniz onlar size yerel para birimleri olan Rufiya veriyor. Biz de sokaklarda 10 Liraya satılan sahte Ray-Ban gözlükler Male’de 15-20 Dolardan başlıyor, oradan düşünün artık ne kadar pahalı! Güneş gözlüklerimizi unuttuğumuz için biz 3 tane almak zorunda kaldık, oradan biliyoruz; içimize koymadı değil: -)

Biz Male’de 1,5gün geçirdik. Bol bol gezdik, ara sokaklarını artık ezbere gezer olduk ikinci gün. Çok merak edip görmek isterseniz, kaldığınız otellerden günübirlik şehir turları düzenliyorlarsa katılabilirsiniz. Ama bizim gibi 10 gün değil, 4-5 günlüğüne onca yolu tepip de Maldivler’e geldiyseniz, gidin denizin ve güneşin tadını çıkarın. Male’ye uğramasanız da olur. Balayına geldiyseniz, gidin aşkınızın tadını çıkarın. Ama bizim gibi 9-10 günlüğüne yolunuz bu tarafa düştüyse, Male, Maldivlerin görünmeyen yüzünü daha iyi anlama fırsatını sunuyor insana. Bizi ikinci gün neredeyse tüm Male tanıyordu. Selam veren çok oldu:- )

Maldivler Maceramız Male’den sonra Maafushi, Thulusdhoo ve Hulhumale ile renklendi…

Arkası yarın…

GEZİYORUM ÖYLEYSE VARIM!!!

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

2 Cevaplar

  1. mantar bariyer dedi ki:

    En çok gitmek istediğim mekanlardan biridir kısmet diyelim : )

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir