KÜÇÜK GEZGİN ESKİŞEHİR’DE

Şehrin yenilenmeye devam eden yüzünün ardında kalan kalıntılar aslında Eskişehir’in nasıl bir değişim gösterdiğinin kanıtı. Her yeni gün şehir yenilenmeye devam ediyor. Ve Eskişehir’de, diğer şehirlere inat yenilenen tek şey binalar değil! İç Anadolu’nun tam da göbeğinde bir kültür sanat kenti yaratma çabası, şehrin tüm sokaklarına yayılmış durumda.

Her köşede bir sanat eserine rastlamak mümkün. Evet, bu doğrultuda kriterimiz Avrupa şehirleriyse; pek bir eksiği olmadığını söylersem abartmış olmam doğrusu. Heykeller, sokak lambaları, köprüler, kaldırımları süsleyen sokak sanatçıları… Eee Ne kaldı ki geriye?
Sanat derken tabii sadece sokak sanatlarından bahsedersek, hata yapmış oluruz. Onlar görünen yüzü.

Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi ve Konservatuarı’nın can verdiği sanat merkezleri ve müzeler insanı sanata doyuruyor. Şehirde onlarca müze, her an sergilenen onlarca kültürel etkinlik bulmak mümkün.
Eskişehir’i birden bire Türkiye’nin gündemine oturtan en önemli yenilik ise, bir zamanlar oldukça atıl olan Porsuk Çayının temizlenerek gondol ve gezi tekneleriyle süslenmesi oldu. Klasik bir İç Anadolu şehri görüntüsünden bambaşka görüntüye kavuşan Eskişehir, artık turlarla yerli turistlerin akın ettiği bir şehir haline geldi. Peki, bu kadarla mı kaldı bu yenilenme süreci? Hayır! Bu süreç hali hazırda devam etse de; herkesi şaşkına çeviren şey, biz denizi olan memleketlerde yüzecek yer bulamazken; porsuk çayının arıtılarak Kent Park’ta tertemiz bir sahil oluşturulması oldu.

Evet, biz İzmir’de, İstanbul’da suya ayağımızı sokamazken, Eskişehir’de yapay sahilde kumların üstüne serilip güneşlenmek, tertemiz suda yüzmek mümkün; inanması zor ama gerçek!  Gözlerimin önünde pırıl pırıl duran sahilin gerçekliğine inanmak için kendime kocaman bir çimdik atmam gerekti! 350 metre uzunluğunda masmavi suyun göz aldığı bir sahil, yanında açık yüzme havuzu olan bu yemyeşil devasa park, şehrin neredeyse ortasında, Eskişehirliler için bir ütopyanın gerçekleştiğinin yüzülebilir kanıtı olmuş:)

Evet evet inanması zor ama gerçek! Bu gerçeğe tanıklık etmiş biri olarak Eskişehir’deki değişimin müthiş bir değişim olduğunu söylemeliyim. Ben Eskişehir’de okurken de daha önce gördüğüm şehirlerden farklıydı. Her zaman o farklı dokusunu hissettiriyordu. Şehrin küçük, derli toplu ve iki üniversitenin gençlerinin enerjisiyle beslenmesi etkiliyordu bu durumu ama şu anki geldiği durum tamamen bir belediyecilik başarısı!!! Bu şehir muhteşem olmuş!

Küçük Gezgin, gördüğü her şeyden, gittiğimiz her yerden çok büyük keyif aldı. Biz anılarımızla dolu bu şehir bize 10 sene öncesini sunsaydı da memnun olurduk belki ama bambaşka bir şey sununca hayranlığımızı gizleyemedik.

 20151029_141904

Şehir, yenilenme sürecinde tarihsel dokusuna da sahip çıkmayı unutmamış. Bizanslılardan beri tarihe tanıklık etmiş, Evliya Çelebi’nin seyahatnamesinde yer alan Odunpazarı’nda 2002 yılından beri yüzlerce ev restore edildi. Lüle taşından, camdan yapılmış sanat eserlerinin sergilendiği evler, butik oteller, sanat atölyeleri, müzeler, restoranlar…

Hepsi, birbirinden güzel evler, birer cazibe merkezi haline gelmiş. Rengarenk tarihi evleri gezerken, sokaklardaki tezgahlarda Çin Malı ürünlerin değil, zanaatkarların ellerinden çıkan yöresel eserlerin sergilenmesi, Odunpazarı’nı daha da değerli kılıyor. Küçük Gezgin özellikle Balmumu müzesi ve cam sanatları müzesinde vakit geçirmekten çok keyif aldı. Onun için bambaşka bir deneyim oldu.

Küçük Gezgin Odunpazarı evlerinde yazısı için tıklayınız.
Odunpazarı Evleri’nde Cam Sanatları Müzesi, Atlıhan El Sanatları Çarşısı, Yılmaz Büyükerşen Balmumu Müzesi ve Kurşunlu Camii ve Külliyesi mutlaka görülmesi gereken yerler.

20151031_123036

Eskişehir, yenilenen yüzüne yemyeşil parklarıyla bambaşka bir görüntü katıyor. Kent Park, Dede Korkut Parkı, Şelale Park, Şehr-i Derya Park, Botanik Bahçe ve tabii Sazova Parkı şehrin dört bir yanını renklendiriyor. Kent Park, sahiliyle ün kazanmış olsa da tüm bu parklar arasından Sazova Parkı, kültür ve sanat parkı olma özelliğiyle diğerlerinden ayrılıyor.

Sazova Parkı, aslında sosyal medyadaki “Masal Şatosu” fotoğraflarından dolayı adı herkesçe bilinen ama bilinenin ötesinde pek çok şeyi barındıran bir park. Masal Şatosu, Korsan Gemisi, Nuh’un Gemisi ve pek çok oyun alanının dışında; Bilim ve Deney Merkezi, Sualtı Dünyası, Minyatür Türk Dünyası ve Türkiye’nin ilk Uzay Evi burada yer alıyor. Hayvanat Bahçesi ve daha birçok merkez de açılmak için gün sayıyor.

Parkın ortasındaki gölette su kayağı yapmak mümkün olduğu gibi, bir banka oturup siyah ve beyaz kuğuların salına salına gezinmesini izleseniz de yeter. İster çocuklu gidin ister çocuksuz, parkın etrafında tur atan trene binip, çocuklar gibi şen olun. Elinizde fotoğraf makinası, şatonun her açıdan fotoğrafını çekin. Türkiye’de bir daha şato görecek değilsiniz ya! Küçük Gezgin’in bu parkta çılgınlar gibi oradan oraya koştuğunu, gittiğimiz her etkinlikten ne müthiş bir keyif aldığını anlatmama gerek var mı bilmiyorum. Hangi çocuk böyle bir parktan keyif almaz ki?

Küçük Gezgin Sazova Parkında yazısı için tıklayınız.

20151030_102006
Eskişehir şehir merkezinde ise hem üniversite kenti olmasından, hem de otobüslerle çevre şehirlerden gezginlerin gelmesinden dolayı, özellikle hafta sonlarında bir yoğunluk oluyor. Şehir merkezinde Adalar Caddesi, Porsuk çayının hemen kenarında konumlanmış pek çok Kafe ve restoranın yer aldığı, daha çok öğrencilerin vakit geçirmeyi tercih ettiği bir cadde. Biz üniversite yıllarımızı bu Adalar caddesinde geçirdik. O zaman Porsuk Çayında ne gondolu? Balçıktan başka bir şey görmek mümkün değildi!

Şimdi ise Adalar caddesinde bir tur attıktan sonra porsuk çayında gondolla ve ya gezi teknesiyle gezinti yapmak şehrin geleneği haline gelmiş. Artık Eskişehir’de yapılan evlilik tekliflerinin hemen hepsi bu geleneğin bir parçası! Siz gitmişken gondolla gezmişsiniz çok mu? İnanılır şey değil. Deniz olan memlekette böyle güzellikler görememek ne acı!

Doktorlar caddesi, şehre raylı sistem geldikten sonra trafiğe kapatılıp, insanların akın akın gezdiği bir merkez haline getirilmiş. Bizim zamanımızda da ünlü bir caddeydi ama trafiğe kapalı değildi. Pastane, restoran, mağazalar caddenin üstünde sıra sıra yer alıyor. Bu caddenin hemen paralelindeki cadde ise yine trafiğe kapatılarak, “Barlar Sokağı” haline getirilmiş. Bir zamanlar oldukça atıl olan bu caddede her tür müziğin çaldığını duymak mümkün. İlerleyen saatlerde tıklım tıklım insan dolan caddede en çok bira çeşidini bulabileceğiniz, gezginlerin mekanı “Cafe Del Mundo” Varuna Gezgin de yerini almış.

Kızılcıklı Caddesi ve EsPark alışveriş merkezinin bulunduğu Üniversite Caddesi, şehrin en güzel restoran ve Kafelerinin bulunduğu caddeler. Eskişehir’de en önemli ayrıntılardan biri de, eski yapıların farklı bir formatta kullanılabilir hale dönüştürülmesi. Tarihi eski yaş meyve ve sebze hali, Gençlik Merkezi haline dönüştürülmüş. “Haller Gençlik Merkezi” çok aktif olarak işlerliğini sürdürmese de mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri.

Yine eski şarap, kereste fabrikaları da, Eskişehir’in gece yaşamına damgasını vuran gece kulüplerine dönüştürülmüş. Bunlardan biri de eski kereste fabrikasına inşa edilen ve bir gece mutlaka kapısına dayanmanız gereken “222 Park”. Dünya çapında restoran ve eğlence anlayışıyla Eskişehir’e bambaşka bir değer katmış durumda. Bizim zamanımızda Hayal Kahvesi ve Buda şehrin eğlence anlayışını şekillendirirken artık 222 bu işi tek başına yüklenmiş gibi görünüyor.

Toprak Mahsulleri Ofisinin eski tahıl ambarının yerinde ise şu anda İbis Otel yer alıyor. Eski yapıların bu şekilde değerlendirmesi şehrin güzelliğine de güzellik katmış. al atıl yapıları ve harika mekanlara çevir. Her şehirde yapılabilir istenirse. Tabii istenirse!!!

20151029_145614
Eğer bir hafta sonu kaçamağı değil de, geniş zaman ayıracağınız bir tatil planladıysanız o zaman şehir merkezinden uzaklaşın ve bizim zamanında çok piknik yaptığımız, yürüyüşler düzenlediğimiz Sakarbaşı, ve Musaözü Göleti’ne gidin. Frig Vadisi, Seyitgazi Türbesi gibi görülmeye değer yerlere uğrayın.
Eskişehir’e gittiğinizde, sıcak buhardan bunalacağınız pek çok hamamın bulunduğu, şu anda hamamdan çok çeşit çeşit dükkanın yer aldığı Hamam yolu caddesindeki Karakedi bozacısından boza içmeden, ufak tefek yerel bir restoranda elleriniz yağa bulana bulana çi börek, mercimekli mantı ve göbete yemeden dönmeyin. Bir de çayın yanında haşhaşlı böreğin lezzetine varırsanız, Eskişehir seyahatinizin tadı damağınızda kalır. Küçük Gezgin’in bir oturuşta 5 çi böreği parmaklarını yalaya yalaya yediğini söyleyeyim de belki lezzetini anlamış olursunuz:)
Türkiye’nin belediyecilik anlamında bir dönüm noktası olan, her gidenin hayranlıkla bahsettiği bu şehre, bir hafta sonu bile olsun gitmeli ve şehrin tadını doyasıya çıkarmalısınız. Biz Küçük Gezgin ile Eskişehir’de olmaktan çok keyif aldık. Size de tavsiye ederiz.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir