YEDİ TEPENİN RENGİ

Türk Hava Yolları World Tourism Forum için özel konuklara dağıtmak üzere Blogbook İstanbul adında harika bir kitap çıkardı. 20 Türk, 20 yabancı seyahat bloggerının İstanbul hakkında yazılarına yer verildiği kitapta benim de yazıma yer verildi:)

YEDİ TEPENİN RENGİ…

Bir rüzgar eser İstanbul’da. Uğultusunda onlarca kültürün sesi vardır. Bir caminin penceresinden girer, bir kilisenin duvarına çarpar. Yedi tepeli İstanbul’u boydan boya dolaşır. Binlerce yıllık tarihi yapıların arasında süzülür ve dudağınıza götürdüğünüz Türk kahvesinin kokusuyla içinize işler.
İstanbul’un bir dünya başkenti olma nedeni de yüzyıllardır esen bu rüzgardır aslında. Savaşlar, acılar, mutluluklar, farklı kültürlerin harmanı bu rüzgarın içine tarih boyunca öyle bir işlemiştir ki, artık hiç birini diğerinden ayırmak mümkün değildir. İnsanlar, kilometrelerce uzaktan bu rüzgarın büyüsüne kapılıp sürüklenirler şehre.

Dokundukları her taş, gördükleri her yapı, şahit oldukları her kültürel farklılık onları büyüler. Dokunarak okudukları bir kitaptır İstanbul onlar için; bazen tarihi, bazen sosyolojik, kimi zamansa mitolojik… Bir sayfasını okurken sonraki sayfada ne yazdığını merakla beklerler. Şehir, onlara çevirdikleri her sayfada unutulmaz bir hikaye ve bambaşka bir renk sunar.

Şehir yüzyıllardır bu topraklarda yaşamış olan herkesin katkısıyla rengarenk bir dokuya sahiptir. Bu mozaik yapı, bu insanın gözünü alan renklilik, şehrin tüm sokaklarına işlemiştir. Kız Kulesi’nin gecenin karanlığına kattığı renk kadar, ara caddelerdeki evlerin pencerelerinden sarkan çamaşırlar da bu şehrin rengidir.

Bir zamanlar saraylardan duyulan kanun sesleri kadar arka mahallelerde duyulan ney sesinin sokaklara kattığı renk gibi. Minareleri süsleyen Mahyalar kadar Kiliselerde yanan mumlar da bu şehri aydınlatır. Bu mozaik, yaz yağmurundan sonra güneşe eşlik eden gökkuşağının heyecanını taşır. Her renginde ayrı bir ahenk olsa da, sonunu hiçbir zaman bulamayacak olmanın verdiği bir hayranlık verir insana!

Beyoğlu’nun Arnavut kaldırımlarında gezinen, vapurda çayını yudumlarken martıların sesindeki melodiyi hisseden, dar sokaklarındaki karmaşada kendini kaybeden, camilerinde ve kiliselerinde huzuru bulan, adalarında kendini doğaya, saraylarında kendini tarihe bırakan herkes bu şehrin büyüsüne kapılmıştır artık. Yedi tepesinin rüzgarını yüreğinin derinliklerinde hissetmiştir. İşte İstanbul, binlerce yıldır bu şehre gelip hayran olanların yaşadığı hikayeler, oluşturdukları mitler ve anlattıkları masallarla İstanbul olmuştur!

Yüz yıllardır mitolojilerde yer almış, şairlere ilham kaynağı olmuş, ressamlara kendini nakış gibi işletmiş bu eşsiz şehir, tarihin yaşandığı değil tarihin yazıldığı topraklara ev sahipliği yapmaktadır. İstanbul, binlerce yıllık tarihindeki hikayeler kadar, her yeni gün yaşanmakta olan yeni hikayelerle de, her zaman bir “Dünya Başkenti” olarak insanları büyülemeye devam edecektir.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir