SÖZCÜ GAZETESİNDEYİM!!!

Benim için hayatımda bir ilk olması açısından çok önemli!!! Sözcü Gazetesi  6 Mart 2016 tarihli Seyahat Ekinde “Eskişehir Gezi Rehberim” yayımlandı:) Yazı normalde 3 sayfa olunca kırptım, biçtim yayıma hale getirdim. Hap kıvamında bilgiler içeriyor.

Evet evet, biraz şımardığım, mutluluktan ayaklarımın yerden kesildiği doğrudur:)

IMG_20160306_112807

DEĞİŞEN YÜZÜNÜ GÖRMEK İÇİN ESKİŞEHİR’E GİTMEK GEREK

Eskişehir şehrin modern bir yapıya sahip olması yolunda her yeni gün değişmeye devam eden bir kent. Eskişehir’de, diğer şehirlere inat yenilenen tek şey binalar değil! İç Anadolu’nun tam da göbeğinde bir kültür sanat kenti yaratma çabası, şehrin tüm sokaklarına yayılmış durumda. Her yerde heykeller, sokak lambaları, köprüler, kaldırımları süsleyen sokak sanatçılarını görmek mümkün. Bir konservatuvar, iki senfoni orkestrası, Şehir Tiyatroları, kültür sanat merkezleri, müzeleri ve parklarıyla Eskişehir bir İç Anadolu şehrinden fazlasını sunuyor insana.

Modern şehirleşmesinin yanında sahip çıktığı tarihsel yapılarının en güzel örneği Odunpazarı Evleridir. Evliya Çelebi’nin “Seyahatnamesi”nde adından söz ettiği Odunpazarı Evleri, 2002 yılından sonra “hayata döndürülür”. Proje kapsamında bölge korumaya alınarak 200’den fazla ev restorasyon sürecinden geçer. Bugün içinde oteller, müzeler, el sanatları atölyeleri ve restoranlar yer alıyor. Cam Sanatları Müzesi, şehrin en güzel konaklarının birinin içinde yer alır.

Atlıhan El Sanatları Çarşısı ise Odunpazarı Evleri’nin en önemli yapılarından biridir. Tarihi el sanatlarının sergilendiği handa 25 sanat atölyesinin kimilerinde bu el sanatlarının yapım aşamalarını görmek de mümkün. Yılmaz Büyükerşen Balmumu Müzesi, Türkiye’de bir ilk olması açısından oldukça önem taşıyor. Eskişehir’i bir dünya şehri yapan Yılmaz Büyükerşen’in yaptığı yaklaşık 160 heykelin sergilendiği müzenin, Madame Tussauds müzelerinden eksik kalır yanı yok. Kurşunlu Camii ve Külliyesi ise Odunpazarı’nın içindeki en değerli yapıdır. 1920’lerden bu zamana kadar kapalı olan bu Külliye, 2008 yılında tekrar kullanıma ve ziyarete açıldı. Külliye dünyanın tek lüle taşı müzesini de bünyesinde barındırıyor.

Eskişehir’e özgü en önemli ayrıntılardan biri de, eski yapıların farklı bir formatta kullanılabilir hale dönüştürülmesidir. Tarihi eski yaş meyve ve sebze hali, Haller Gençlik Merkezi’ne dönüştürülür. Eski kereste fabrikasına inşa edilen “222 Park” Eskişehir’in en ünlü gece kulübüdür. Toprak Mahsulleri Ofisinin eski tahıl ambarının yerinde ise şu anda İbis Otel bulunuyor.

Eti Arkeoloji, Havacılık, Yunus Emre, Cumhuriyet Tarihi, Anadolu Üniversitesi Eğitim Karikatürleri ve Seyitgazi Etnografya Müzesi’nin her biri oldukça değerli ve görülmeye değer müzelerdir. Bunların yanında Tülomsaş Fabrikası içinde Türkiye tarihinin ilk ve tek yerli arabası olma özelliği taşıyan,  “Devrim” sergilenmektedir.

“Türkiye’nin Venedik’i” denilen şehrin Adalar Caddesi, eskiden sadece üniversite öğrencilerinin tavla seslerine tanıklık ederken, bugün sevgililerin birbirine gondolda ilan-ı aşk ettikleri, çocukların gezi teknelerinde keyifle tur attıkları bir merkez haline gelmiş. Ne diyelim, “Gondolda gezmek için Venedik’e gidemiyorsanız o zaman haydi Eskişehir’e!”

Merkezde, Doktorlar Caddesi, Barlar Sokağı, Üniversite Caddesi, Kızılcıklı ve İkinci İnönü Caddesi şehrin en güzel restoran ve kafelerinin bulunduğu caddeler. Yıllardır Eskişehirlilerin en çok vakit geçirdiği yer ise Hamamyolu’dur.

Kent Park, Dede Korkut Parkı, Şelale Park, Şehr-i Derya Park, Botanik Bahçe ve tabii Sazova Parkı şehrin dört bir yanını renklendiriyor. Eskişehir’i birden bire Türkiye’nin gündemine oturtan en önemli yeniliklerden biri, Porsuk Çayının arıtılarak Kent Park’ta tertemiz bir sahil oluşturulmasıdır. Evet, Türkiye’nin sahil şeridinin pek çok şehrinde denize ayak sokmak bile neredeyse imkansızken, Eskişehir’de yapay sahilde kumların üstüne serilip güneşlenmek, tertemiz suda yüzmek mümkün! İnanması zor ama gerçek! Sazova Parkında ise ünlü Masal Şatosu, Korsan Gemisi, Nuh’un Gemisi gibi oyun alanlarının dışında; Bilim ve Deney Merkezi, Sualtı Dünyası, Minyatür Türk Dünyası ve Türkiye’nin ilk Uzay Evi yer alıyor.

Değişen yüzünü görmek, biraz da “istenirse Türkiye’de de oluyormuş” şaşkınlığını yaşamak için Eskişehir’e gitmek gerek. Yerel bir restoranda elleriniz yağa bulana bulana çi börek, mercimekli mantı ve göbete yemek için Eskişehir yollarına düşmek gerek…

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir